Hoşgeldiniz / Welcome

Dünyama attığınız bu adımın size yanlız olmadığınızı hissettirmesi ümidiyle...
With the hope that the step you have taken into my world will make you feel you are not alone...

15 Ocak 2012 Pazar

Bugün / Today

Belim ağrıyor bugün ama ne tasa ne gam sadece alınması gereken ilaçlar var. Varsın ağrısın CANa geleceğine bana gelsin, diyorum.

CAN ile kahvaltı ediyoruz. Kahvaltı dediğime bakmayın, sabahları pek bir iştahsız oluyoruz, yediğimiz bisküvili yoğurt sadece, olsun en azından kalsiyum alıyoruz.

Sonra birlikte biraz oyun ve çalışma zamanı. Önce CANın istediği birşey yapıyoruz sonra annenin. Bu ara en çok kesme faaliyetlerini sevdiğinden CAN hemen kitabından bir sayfa seçiyor, bir Penguen. O küçücük elleriyle kendi başına kesiyor parçaları tek tek, sonra da biraz yardımla örnektekine uygun şekilde yapıştırıyoruz. Çok gururlu, kendini gösterip, "ben yaptım ne güzel olmuş değil mi" dercesine gülümsüyor. Sonra biraz çizgi çalışması yapıyoruz, en çok çocuk yapmayı seviyor, en son marifeti ya, bir de "çocuk" diyebiliyor ya çok mutlu. Arkasından önce-sonra kartlarıyla oynuyoruz ve biraz da domino. Masa başı işleri yeter artık deyip evin içinde bisiklet yarışı yapıyoruz, işte bu annenin beline son darbe oluyor.

Öğlen yemeği için bugün tarhana çorbası deneyeceğiz uzun süre aradan sonra. Çok heyecanlı, biz bir türlü sevemedik bu çorbayı geçmişte ama bakalım bu sefer ne olacak derken, CAN hiç itirazsız bitiriyor kıymalı duble domatesli el emeği göz nuru tarhanasını. Ve öğle uykusu vakti geliyor. Huzurlu bir sabah, dışarıda buz gibi kapalı bir hava var ama ben oğlumla evimizde güvendeyim.

Öğle yemeğinin ardından uykuya dalınca miniğim bende uzun oturuşa geçiyorum. Ve zihnim vücudumun aksine koşuyor adeta, korkuyorum... Kışları pek sevmiyorum herhalde, CANdan sonra böyle oldum ama önceleri karı kaymayı severdim. Bugün bir programda karda yuvarlanan çocuklar gördüm. Acaba dedim bende birgün cesaret edebilecek miyim CANıma bu özgürlüğü tatsın diye bir fırsat vermeye? Aman hasta olur diye endişelenmekten vazgeçip, burnu mu akıyor, bademcikleri mi şişti, ateşi mi çıktı demeden yaşamak mümkün olabilecek mi? Bahar gelse, güneş açsa, yazın denizde olsak, sanki o zaman daha mı az endişeliyim? Veya bunlar için endişelenebildiğim için şanslı mıyım? 

Öyle bir fırtınayla başladı ki bu yıl,
Çevremde olup bitenler öylesine üst üste geldi ki,
Olasılıklar beni öyle korkutuyor ki,
Keskin bir dönüş zamanı diyorum...

Mucize gibi güzel gelişmelerden önceki buğu olsun bunlar ve hepsi silinip gitsin,
Yaşanacak güzelliklerin gölgesinde kalsın tüm terslikler,
Ve korkulanların hiçbiri gerçek olmasın,
Bu yıl sadece ümit dolu güzel düşler hayat bulsun...


I have a backache today, but I have no worries no cries only medicine to take. I say, let it ache, let it come to me instead of my CAN.

We are having breakfast with CAN. Do not be fooled by me saying breakfast, we are very picky in the morning, it is only biscuit yogurt we are eating, at least we are having calcium.

Then it is time for some play and study together. First we do something CAN wants and then something mom picks. These days the favorite activity is cutting so CAN picks a page from his book, a penguin. He cuts out each peace with his small hands on his own, then sticks them according to the model with some help. He is so proud, he points at himself smiling, as if saying "I did it myself, it is so nice isn't it". Then we draw a bit, he likes making child drawings and he can say "child" as well, so he is very happy. Then we play with before-after cards and domino. We complete desk work and decide to race with bicycles in the house, and this is the last drop for mom's back.

We will try tarhana soup for lunch today after a long while. It is very exciting, while saying we have not liked this soup in the past but we will see what happens this time, CAN finishes the tarhana soup with mince and double tomatoes which is made with hand-labor and eye-straining without any objections. And it is time for noon nap. It is a peaceful morning, there is a cold and cloudy day outside but we are safe at home with my son.

Once my little one goes to sleep after lunch I have a chance to rest a bit. And my mind races despite my body, I am afraid. I guess I do not like winters that much, but I have become like this after CAN, I used to like snow and skating beforehand. I have seen children tumbling in snow today in a program. Will I be able to give my CAN a chance to experience this freedom one day, I wondered? Will it be possible to give up worrying, will it be possible to live without saying will he be sick, will his nose run, will his tonsils expand, will he have a fever? If it were spring, the sun came out, were in the sea in summer would I worry less then? Or am I lucky cause I can worry for these?

This year has started with such a hurricane,
All that happened around me came one after another,
The probabilities scare me so much,
I say it is time for a sharp turn...

Let all this be the fog before developments like miracles and let it all wipe out,
Let all setbacks be lost in shadow of the beautiful moments of life,
And none of the frightful stuff can become real,
This year let only the sweet dreams filled with hope come to life...

1 yorum:

  1. "Her zaman herşey çok güzel olacak" diye ummak ya da dilemek çocukçaymış, primitifmiş, "çoğu zaman çoğu şeyler iyi olsun" diye dileyelim, diyordu akıl hocam 2011'in son haftası...
    15 günde ne demek istediğini anladım.
    Çoğu zaman çoğu şeyler iyi olsun 2012'de...

    YanıtlayınSil

Yorumunuz en kısa zamanda yayınlanacaktır.