"Hayat bisiklete binmek gibidir,
Pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz,"
"Bazı işler bisiklete binmek gibidir,
Bir öğrendiniz mi bir daha asla unutmazsınız..."
Peki bisiklete binmek nasıl bir şeydir?
Ne zaman, nasıl öğrenilmiştir de birçok şey ona benzetilir?
Sanki herkes bisiklete binermiş,
Başka türlüsü mümkün değilmiş gibi...
Çocuklar genelde 3-8 yaş arasında bir yerlerde iki tekerlekli bisiklete binmeyi öğreniyor. Gelişimsel beceriler bir etken olmakla birlikte, bir bisiklete erişim ve güvenli bir şekilde kullanımına elverişli bir çevre gibi diğer faktörler de söz konusu. Kesin olan birşey varsa o da bisiklete binmek bir çok çocuk için hem çok eğlenceli, hem de çok iyi bir egzersiz.
CAN'a ilk bisikletini babam almıştı, üç tekerlekli, mavi, hani şu arkadaki uzun kolu sayesinde kolayca itilip idare edilebilenlerdendi. CAN iki yaşındaydı ve o bisiklete bayılmıştı, tepe tepe de kullandı. Pedalların üzerine ayaklarını koysa da hiç çevirmedi, biz bisikleti ittikçe ayakları pedalların üzerinde dururdu ama CAN hep ayakları ile itmeyi tercih etti o bisikleti. İlk alışkanlık dedik ve bu durumu ancak yeni bir bisikletle aşabileceğimize karar verdik. Geçen yıl babaannemizin doğumgünü hediyesi olarak CAN'a iki tekerlekli bir bisiklet aldık. Bu bisikleti CAN seçmişti ve önce onu gezdirerek işe başladı, sonra epey bir süre pedal çevirsin diye uğraştık.
CAN aslında hazır görünüyordu. Bisikletin üzerinde çok rahat ve dengeli duruyordu, bacak kuvveti de pedalları itmeye yeterli gibiydi ama hala birşeyler eksikti... En sonunda bu yaz bisikleti alıp akşamüzerleri babasıyla aşağıdaki sahaya inmeye başladılar. Ve birkaç gün önce CAN bunu da başardı. Artık bisiklete binerken mutluluk çığlıkları atan bir oğlumuz var. Kaskını takmadan çıkmayan, bisikletini gidona hakim bir şekilde kullanan, kornasına basıp dolaşan musmutlu bir çocuk :)
Aferin CAN, aferin sana!
"Life is like riding a bicycle,
To keep your balance, you must keep moving."
"Some jobs are like riding a bicycle,
Once you learn them you never forget how..."
OK, but what is riding a bike like?
When and how is it mastered that so many things revert to it?
Like everyone rides a bike,
Like it is not otherwise possible...
Generally children
learn to ride a bike somewhere between the ages 3-8. Although
developmental abilities is a factor, there are other criteria like the
availability of such a bike an an safe environment to ride it in. If
there is one thing for certain, it is that for many of the children
riding a bike is a lot of fun and also a very good exercise.
My father has bought CAN's first bicycle; three wheels, blue, it was one of those that had a long handle at the back that is used to push and manage the bike. CAN was 2 years old and had loved that bike, he used it excessively. Although he did put his feet on the pedals as we pushed him, when he was in charge he always pushed the bike by his feet on the ground. We decided this was a first habit and we needed a new bike to get over it. Last year we bought CAN a two wheeled bike as his grandmother's birthday present. CAN had picked up this bike and he started by walking around with it, then we struggled for him to paddle for a while.
CAN seemed to be ready. He sat on the bike relaxed and stable, his leg muscles seemed to be strong enough to push the pedals too, but something was still missing... Finally he started taking out his bike with his father in the afternoons to the courtyard at the back. And a few days ago CAN did this too. Now we have a son who shouts out with happiness as he rides his bike. He is a very happy kid who wears his helmet, handles his handlebar articulately and blows his horn in joy :)
Bravo CAN, bravo to you!
Hoşgeldiniz / Welcome
Dünyama attığınız bu adımın size yanlız olmadığınızı hissettirmesi ümidiyle...
With the hope that the step you have taken into my world will make you feel you are not alone...
With the hope that the step you have taken into my world will make you feel you are not alone...
23 Ağustos 2013 Cuma
13 Ağustos 2013 Salı
İlkokul / Primary school
Bugün CAN'ın e-okul sisteminde adrese göre otomatik kaydının yapıldığı ilköğretim okuluna gittim. Ağustos sıcağında, okulun girişindeki ağacın gölgesinde oturanlar vardı. "Oğlum bu yıl ilkokula başlayacaktı" deyince hemen içlerinden biri "hayırlısı olsun" dedi ve elindeki listeyi göstererek doğum tarihini sordu. CAN'ın adını buldu ve "evet, burada başlayacak" dedi. Ben de "bu yıl başlayamayacak ta ben de onu bildirmeye geldim" dedim.
Sonradan öğrendim, ilkokul müdür ve müdür yardımcılarıymış o kişiler. CAN'ın ilkokula bir yıl geç başlaması için bir dilekçe yazdım, hastaneden aldığımız raporu ekledim. CAN'ın listede adının yanına "erteleme" yazdılar. "Siz annesisiniz, en iyisini siz değerlendirirsiniz" dediler. Ağlaya ağlaya çıktım okuldan, hala ağlıyorum...
Okul rengarenk bir yerdi çocuk gibi,
Karşılaştığım kişiler pırıl pırıldı insan gibi,
O okula giden çocuklar da biliyorum yağmur gibi,
Benim CANım da bir çocuk tıpkı bir çiçek gibi...
Today I went to the primary school that CAN has been automatically assigned to according to our address in the e-school system. On a hot August day, there were people sitting in the shade of the tree in the school entrance. As I said that "my son was to start primary school this year" one of the people gave me his best wishes and asked for CAN's birthday, pointing the list in his hand. He found CAN's name and said "yes, he will start here". And I said that "he will not be starting this year and that is what I am here to report".
I found out that those people were the school manager and assistant manager. I wrote down a petition for CAN to start primary school with one year delay and attached the report we have taken from the hospital. They noted down "delayed" next to CAN's name in the list. "You are his mother, you have the best judgement for him" they said. I have left the school in tears, I am still crying...
The school was a colorful place like a child,
The people I have met were sparkling like decent man,
I know children attending that school too like rain,
My CAN is a child too just like a flower...
Sonradan öğrendim, ilkokul müdür ve müdür yardımcılarıymış o kişiler. CAN'ın ilkokula bir yıl geç başlaması için bir dilekçe yazdım, hastaneden aldığımız raporu ekledim. CAN'ın listede adının yanına "erteleme" yazdılar. "Siz annesisiniz, en iyisini siz değerlendirirsiniz" dediler. Ağlaya ağlaya çıktım okuldan, hala ağlıyorum...
Okul rengarenk bir yerdi çocuk gibi,
Karşılaştığım kişiler pırıl pırıldı insan gibi,
O okula giden çocuklar da biliyorum yağmur gibi,
Benim CANım da bir çocuk tıpkı bir çiçek gibi...
Today I went to the primary school that CAN has been automatically assigned to according to our address in the e-school system. On a hot August day, there were people sitting in the shade of the tree in the school entrance. As I said that "my son was to start primary school this year" one of the people gave me his best wishes and asked for CAN's birthday, pointing the list in his hand. He found CAN's name and said "yes, he will start here". And I said that "he will not be starting this year and that is what I am here to report".
I found out that those people were the school manager and assistant manager. I wrote down a petition for CAN to start primary school with one year delay and attached the report we have taken from the hospital. They noted down "delayed" next to CAN's name in the list. "You are his mother, you have the best judgement for him" they said. I have left the school in tears, I am still crying...
The school was a colorful place like a child,
The people I have met were sparkling like decent man,
I know children attending that school too like rain,
My CAN is a child too just like a flower...
Etiketler:
delay,
e-okul,
erteleme,
ilkokul,
ilköğretim,
primary school
31 Temmuz 2013 Çarşamba
Yazmak / To write
Yazmayı seviyorum,
Yazınca rahatlıyorum,
Yazarken uzaklaşıyorum,
Yazdığımda aşmış oluyorum...
Düşüncelerin aklımda dolaşıp durması yoruyor beni. Bazen unuturum kaygısı, bazen çözümsüzlüğün stresi beni benden alıyor. Ama oturup yazmak da her zaman mümkün olmuyor, önce çözümlemek gerekiyor sanki. Sonunda yazmayı başardığımda bir nefes alabiliyorum adeta.
CANdan önce birçok sorunla kendi içimde başa çıkabilmiş olan ben, CANdan sonra blog yazmaya başlayan ben. Genç kızlık yıllarımda günlük tutmuştum en son, ergenlikle başa çıkma çabalarımın bir yansıması olsa gerek. Ve şimdi yazmak; su gibi ferahlatıyor, ağlamak gibi rahatlatıyor, bir de belki de en temelde paylaşarak birilerine umut olmak içimi aydınlatıyor, son olarak da bir gün CANın bu yazdıklarımı okuma olasılığı ve onunla yaşadıklarımızı paylaştığımız insanlarla tanışma ihtimali beni heyecanlandırıyor.
CAN rakamlardan sonra harfleri öğrenmeye başladı. Isınmak için ilk harfimizi yazıyoruz "A". Bu aralar okuduğumuz her kitapta "A" harfini gösteriyoruz, yazdığı her "A" için "A"lı bir kelime söylüyoruz. Birgün CANcığımın da okuyup yazacağını düşünmek burnumu karıncalandırıyor, gözlerim doluveriyor...
Çok güzel fikirlerim var yazmaya geçiş için tablet üzerinde bir uygulamaya dair. CAN ve Cino birlikte neler yapacaklar bakalım!
I love writing,
I unwind when I write,
I detach when I am writing,
I am over it when I have written...
Thoughts running around in my mind wear me down. I am so exhausted either with the fear to forget or the stress of deadlock. But it is not always possible to sit down and write either, it is as though you have to resolve it first. When I finally manage to write, then I am able to take a breath finally.
It is me who has managed to handle a number of problems by myself before CAN, it is me who has started a blog after CAN. I kept a diary when I was a teenager, that should have been an attempt to overcome adolescence. And now writing eases like water, relives like crying, another thing maybe that is very basic is that it brightens me inside to be a source of hope for some by sharing, finally I get excited over the possibility of CAN reading these lines one day and meeting the people we shared the things we have lived through with.
CAN started learning the letters after numbers. We are warming up with the letter "A". We point the letter "A" in each book we read these days, we say an "A" letter word for each "A" letter he writes. Thinking that my CAN will read and write one day prickles my nose, bringing tears to my eyes...
I have very beautiful ideas for an application on tablets for the transition to writing. Let's see what CAN and Cino do together!
Yazınca rahatlıyorum,
Yazarken uzaklaşıyorum,
Yazdığımda aşmış oluyorum...
Düşüncelerin aklımda dolaşıp durması yoruyor beni. Bazen unuturum kaygısı, bazen çözümsüzlüğün stresi beni benden alıyor. Ama oturup yazmak da her zaman mümkün olmuyor, önce çözümlemek gerekiyor sanki. Sonunda yazmayı başardığımda bir nefes alabiliyorum adeta.
CANdan önce birçok sorunla kendi içimde başa çıkabilmiş olan ben, CANdan sonra blog yazmaya başlayan ben. Genç kızlık yıllarımda günlük tutmuştum en son, ergenlikle başa çıkma çabalarımın bir yansıması olsa gerek. Ve şimdi yazmak; su gibi ferahlatıyor, ağlamak gibi rahatlatıyor, bir de belki de en temelde paylaşarak birilerine umut olmak içimi aydınlatıyor, son olarak da bir gün CANın bu yazdıklarımı okuma olasılığı ve onunla yaşadıklarımızı paylaştığımız insanlarla tanışma ihtimali beni heyecanlandırıyor.
CAN rakamlardan sonra harfleri öğrenmeye başladı. Isınmak için ilk harfimizi yazıyoruz "A". Bu aralar okuduğumuz her kitapta "A" harfini gösteriyoruz, yazdığı her "A" için "A"lı bir kelime söylüyoruz. Birgün CANcığımın da okuyup yazacağını düşünmek burnumu karıncalandırıyor, gözlerim doluveriyor...
Çok güzel fikirlerim var yazmaya geçiş için tablet üzerinde bir uygulamaya dair. CAN ve Cino birlikte neler yapacaklar bakalım!
I love writing,
I unwind when I write,
I detach when I am writing,
I am over it when I have written...
Thoughts running around in my mind wear me down. I am so exhausted either with the fear to forget or the stress of deadlock. But it is not always possible to sit down and write either, it is as though you have to resolve it first. When I finally manage to write, then I am able to take a breath finally.
It is me who has managed to handle a number of problems by myself before CAN, it is me who has started a blog after CAN. I kept a diary when I was a teenager, that should have been an attempt to overcome adolescence. And now writing eases like water, relives like crying, another thing maybe that is very basic is that it brightens me inside to be a source of hope for some by sharing, finally I get excited over the possibility of CAN reading these lines one day and meeting the people we shared the things we have lived through with.
CAN started learning the letters after numbers. We are warming up with the letter "A". We point the letter "A" in each book we read these days, we say an "A" letter word for each "A" letter he writes. Thinking that my CAN will read and write one day prickles my nose, bringing tears to my eyes...
I have very beautiful ideas for an application on tablets for the transition to writing. Let's see what CAN and Cino do together!
1 Temmuz 2013 Pazartesi
CAN & Cino
CANın 25 haftalık doğumu ile birlikte başlayan CANdan sonra döneminde yepyeni bir dünyaya adım attık ve hala ilerliyoruz. Bu dünyada şimdiye kadar yaşadığımız dönemleri ve kazanımlarımızı özetleyecek olursak:
- Yaşam savaşı dönemi:
CAN hayatta kalmaya çalışırken, prematürite öğrenildi.
- Büyüme takibi dönemi:
CAN emme yutma süreçleri üzerinde çalışırken, beslenme öğrenildi.
- Sağlıklı ol dönemi:
CAN bağışıklık sistemi üzerinde çalışırken, enfeksiyonlardan korunma öğrenildi.
- Gelişim izleme dönemi:
CAN büyürken, gelişim basamakları ve envanterleri öğrenildi.
- Eğitim şart dönemi:
CAN ilerlerken, öğrenme/öğretme süreçleri öğrenildi.
- Uygulama dönemi:
CAN bağımsızlaşırken, sahip olduklarımızı değerlendirmeye başladık.
CAN eğitim sürecine başlarken formasyon eğitimi almak, o günler için zahmetli bir süreçti. Eğitim Fakültesindeki ders saatleri ile sonrasındaki proje ve sınav dönemleri hepimizi oldukça zorladı. En ilginç olan da 20li yaşların başında gençlerden oluşan bir sınıfta, öğretmen olma hedefi ile bulunan bir grubun içinde, neredeyse 40 yaşında bir anne olmaktı. O kış CAN 6. hastalık olduğunda 40 derece ateşle hastane koridorlarında dolaşırken finallere çalışmak ayrı bir olaydı. Ama CANın eğitim süreçlerine aktif katılımım çok önemliydi ve sonrasında da her eğitim mutlaka bir işe yarardı...
CANın eğitim sürecinde çok fazla materyale ihtiyaç oluyordu, hala da oluyor. Her zaman her istediğinizi bulmak ise mümkün olmuyor. Fiziksel materyaller pahalı ve çeşitliliği sınırlı olduğu için çoğu zaman kendimi birşeyler yaparken buluyorum. CANın bir tableti olduktan sonra aynı sorun tek başıma aşamayacağım bir boyuta taşıdı kendini. İhtiyaç duyduğumuz uygulamaları bulamamak bir süre sonra kendi uygulamarımızı tanımlamak ve sonrasında geliştirmekle sonuçlandı. Ve Cino doğdu.
Cino Çiftlikte; okul öncesi tüm çocukların çiftlik hayvanlarının, yavrularının, yuvalarının, besinlerinin gerçek resimleri ve sesleri üzerinden oyunla eğlenerek öğrenmelerini hedefleyen bir mobil uygulama. Hayvanları öğreniyorum serisinin ilk uygulamasını ilk test eden ve onaylayan çocuklardan biri de tabiki CAN. Bu özel eğitim süreçlerini dikkate alan aşamalandırılmış bir ürün!
Tanımladık, geliştirdik, sevdik, şimdi de sizlerin beğenisine sunduk :)
Cino Çiftlikte; Türkçe ve İngilizce olarak okul öncesi dönemin gelişimsel özelliklerini dikkate alan, çocuğun mevcut becerilerini pekiştirmesini ve yenilerini kazanmasını amaçlayan eğitici bir uygulama. Hayvanları Öğreniyorum serisi; hikayeler ile hayvanları betimlerken, hayvan sesleriyle konuşmanın ilk temellerini oluşturup, eşleştirme, genelleme, ilişkilendirme süreçlerine materyal zenginliği ile katkı vermeyi hedefliyor. Hafıza ve yapboz oyunlarıyla, ödül mekanızmasıyla çocuğun motivasyonunu en üst seviyeye taşıyor. Çocuğun performansına göre zorluk seviyesi belli kriterlere göre adapte oluyor ve sıradaki oyunun hep sizin için hazırlanmasına çalışılıyor.
Çocuk Onaylı Cino Çiftlikte uygulamasını siz de deneyin, test edin, yorumlarınızı paylaşın!
We have stepped into a brand new world in the after CAN period that started with CAN's birth and we are still moving on. If we summarize the phases and acquisitions so far:
- Battle for life period:
Prematurity mastered while CAN struggled to survive.
- Monitor growth period:
Nutrition mastered while CAN worked on sucking & swallowing.
- Be healthy period:
Protection from infections mastered while CAN worked on immunity.
- Track development period:
Development steps & stages mastered while CAN grew up.
- Education is a must period:
Learning/teaching processes mastered while CAN progressed.
- Application period:
We started using all we mastered while CAN became more and more independent.
CAN started his education quite early and so did we. Enrolling in formation education was a tiresome task for those days. The course hours in Education Faculty followed by projects and exams were hard on us all. The most interesting part was being a nearly 40 years old mom amongst the youngsters in their 20s working to become teachers. Working for finals in hospital corridors while CAN had 6th disease with 40 degrees fever was something else. But my active contribution to CAN's educational procedures was very important and further than that this education would be worthwhile in any case in some way...
CAN's education process required a lot of working materials, it still does. All you want is not available at the time of need. As physical materials are expensive and limited I find myself producing something at times. As CAN had his tablet this same problem became one that I could not solve by myself. Not being able to find the applications that we needed moved us to a point where we started defining and then developing our own. And Cino was born.
Cino on the Farm; is a mobile app for preschool children to play and learn farm animals, with babies, homes, food through real sounds and pictures. CAN is one of the first kids who have tested and approved the first app of Learning Animals series. This is a progressive game taking into consideration special education procedures!
We have defined, developed, loved, and are now presenting it to you :)
Cino on the Farm is an educational app that takes into consideration the developmental characteristics of the preschool kid aiming to reinforce the already acquired abilities and to add on new ones. With Learning Animals series the child will be able to listen to stories about animals, start forming the basics of language development with animal sounds, and will match, generalize, relate with rich material availability. The child's motivation is to be maximized with memory and puzzle games as well as the prize mechanism. The difficulty level progresses with respect to the performance of the child in an adaptive manner and we work so that the next game is always there for you.
Try, test, rate and share your comments about the Child Approved app Cino on the Farm!
- Yaşam savaşı dönemi:
CAN hayatta kalmaya çalışırken, prematürite öğrenildi.
- Büyüme takibi dönemi:
CAN emme yutma süreçleri üzerinde çalışırken, beslenme öğrenildi.
- Sağlıklı ol dönemi:
CAN bağışıklık sistemi üzerinde çalışırken, enfeksiyonlardan korunma öğrenildi.
- Gelişim izleme dönemi:
CAN büyürken, gelişim basamakları ve envanterleri öğrenildi.
- Eğitim şart dönemi:
CAN ilerlerken, öğrenme/öğretme süreçleri öğrenildi.
- Uygulama dönemi:
CAN bağımsızlaşırken, sahip olduklarımızı değerlendirmeye başladık.
CAN eğitim sürecine başlarken formasyon eğitimi almak, o günler için zahmetli bir süreçti. Eğitim Fakültesindeki ders saatleri ile sonrasındaki proje ve sınav dönemleri hepimizi oldukça zorladı. En ilginç olan da 20li yaşların başında gençlerden oluşan bir sınıfta, öğretmen olma hedefi ile bulunan bir grubun içinde, neredeyse 40 yaşında bir anne olmaktı. O kış CAN 6. hastalık olduğunda 40 derece ateşle hastane koridorlarında dolaşırken finallere çalışmak ayrı bir olaydı. Ama CANın eğitim süreçlerine aktif katılımım çok önemliydi ve sonrasında da her eğitim mutlaka bir işe yarardı...
Cino Çiftlikte; okul öncesi tüm çocukların çiftlik hayvanlarının, yavrularının, yuvalarının, besinlerinin gerçek resimleri ve sesleri üzerinden oyunla eğlenerek öğrenmelerini hedefleyen bir mobil uygulama. Hayvanları öğreniyorum serisinin ilk uygulamasını ilk test eden ve onaylayan çocuklardan biri de tabiki CAN. Bu özel eğitim süreçlerini dikkate alan aşamalandırılmış bir ürün!
Tanımladık, geliştirdik, sevdik, şimdi de sizlerin beğenisine sunduk :)
Cino Çiftlikte; Türkçe ve İngilizce olarak okul öncesi dönemin gelişimsel özelliklerini dikkate alan, çocuğun mevcut becerilerini pekiştirmesini ve yenilerini kazanmasını amaçlayan eğitici bir uygulama. Hayvanları Öğreniyorum serisi; hikayeler ile hayvanları betimlerken, hayvan sesleriyle konuşmanın ilk temellerini oluşturup, eşleştirme, genelleme, ilişkilendirme süreçlerine materyal zenginliği ile katkı vermeyi hedefliyor. Hafıza ve yapboz oyunlarıyla, ödül mekanızmasıyla çocuğun motivasyonunu en üst seviyeye taşıyor. Çocuğun performansına göre zorluk seviyesi belli kriterlere göre adapte oluyor ve sıradaki oyunun hep sizin için hazırlanmasına çalışılıyor.
Çocuk Onaylı Cino Çiftlikte uygulamasını siz de deneyin, test edin, yorumlarınızı paylaşın!
We have stepped into a brand new world in the after CAN period that started with CAN's birth and we are still moving on. If we summarize the phases and acquisitions so far:
- Battle for life period:
Prematurity mastered while CAN struggled to survive.
- Monitor growth period:
Nutrition mastered while CAN worked on sucking & swallowing.
- Be healthy period:
Protection from infections mastered while CAN worked on immunity.
- Track development period:
Development steps & stages mastered while CAN grew up.
- Education is a must period:
Learning/teaching processes mastered while CAN progressed.
- Application period:
We started using all we mastered while CAN became more and more independent.
CAN started his education quite early and so did we. Enrolling in formation education was a tiresome task for those days. The course hours in Education Faculty followed by projects and exams were hard on us all. The most interesting part was being a nearly 40 years old mom amongst the youngsters in their 20s working to become teachers. Working for finals in hospital corridors while CAN had 6th disease with 40 degrees fever was something else. But my active contribution to CAN's educational procedures was very important and further than that this education would be worthwhile in any case in some way...
CAN's education process required a lot of working materials, it still does. All you want is not available at the time of need. As physical materials are expensive and limited I find myself producing something at times. As CAN had his tablet this same problem became one that I could not solve by myself. Not being able to find the applications that we needed moved us to a point where we started defining and then developing our own. And Cino was born.
Cino on the Farm; is a mobile app for preschool children to play and learn farm animals, with babies, homes, food through real sounds and pictures. CAN is one of the first kids who have tested and approved the first app of Learning Animals series. This is a progressive game taking into consideration special education procedures!
We have defined, developed, loved, and are now presenting it to you :)
Cino on the Farm is an educational app that takes into consideration the developmental characteristics of the preschool kid aiming to reinforce the already acquired abilities and to add on new ones. With Learning Animals series the child will be able to listen to stories about animals, start forming the basics of language development with animal sounds, and will match, generalize, relate with rich material availability. The child's motivation is to be maximized with memory and puzzle games as well as the prize mechanism. The difficulty level progresses with respect to the performance of the child in an adaptive manner and we work so that the next game is always there for you.
Try, test, rate and share your comments about the Child Approved app Cino on the Farm!
17 Haziran 2013 Pazartesi
Özel Eğitim / Special Education
Prematüre bebek doğumundan itibaren çok fazla sorun yaşıyabiliyor ve bu durum otomatik olarak bebeği belli risk gruplarına dahil ediyor. Prematürelik aslında kendi içinde;
- sınırda prematüre : 35-37 hafta
- orta derecede prematüre : 29-34 hafta
- ileri derecede prematüre : 24-28 hafta olarak tanımlanabiliyor.
Doğum haftası ve doğum kilosu prematüritenin sınırları ve sorunları konusunda belirleyici oluyor. Hastaneden taburcu olma noktasında yenidoğan servisleri bebeğin durumuna göre farklı branş doktorları tarafından takibini öneriyor. Bebek çeşitli sağlık sorunlarıyla boğuşurken, bir taraftan da büyüme ve gelişim kriterleri gündeme geliyor. Prematüre bebekler erken başlangıçlarından dolayı doğum sonrasında özel bakıma ihtiyaç duydukları gibi, erken çocukluk döneminde de özel eğitim gereksinimi duyma olasılığı yüksek bir grup oluşturuyor.
Özel eğitim özellikle okul öncesi dönemde çocuğun gelişimine kayda değer bir katkı sağlayabilir. Ancak özel eğitim sihirli bir değnek veya tek unsur olarak görülmemeli. Özel eğitim, çocuğun mevcut becerileri üzerinden yenilerini kazanmasını desteklemeyi hedefleyen bir süreç olarak ele alındığında ve iyi niyetli uzmanlarca aile ile ortak bir plan çerçevesinde ilerlendiğinde bir anlam taşıyor.
Çocuğun gelişimi bir bütün olduğu gibi, çocuğun gelişimine destek olan süreçler de bir bütünsellik içinde ele alınmalı. Aileye, okula, özel eğitime, terapiye, spora, oyuna, sevgiye ve çocukluğa ayrı ayrı zaman ayıran bir program gerekiyor. Ancak o zaman çocuk, kişisel özelliklerinin de yardımıyla içsel motivasyonu yüksek ve mutlu bir birey olmak yolunda ilerleyebiliyor.
CANın günlük ve haftalık programı o kadar yoğun ki, randevularını düzenlemek için dahi ciddi bir mesai harcamak gerekebiliyor. Bir de yeni bir faaliyet planlanmaktaysa, ön araştırma ve ilgili organizasyon için bazen günler hatta haftalar gerekiyor.
En verimli sonuçlar için disiplinlerarası birçok konuda farklı bakış açılarının biraraya getirildiği bir yapıya ihtiyaç var. Bu süreçte farklı disiplinlerden oluşan bir ekip kuruluyor ki biz o ekibe "CAN'ın Ekibi" diyoruz :) Bu ekibin her üyesinin bir arada gösterdiği çabanın CAN'a önemli katkısı var. Ve tabi CAN'ın en büyük şansı kendisinin o asla vazgeçmeyen yapısı, o minik bir savaşçı olarak geldiği bu dünyada ilk andan beri inanılmaz bir mücadele veriyor...
The premature baby may face too many problems initiating with birth and this situation enrolls the baby into certain risk groups automatically. Prematurity can be defined as;
Special education may contribute significantly to the development of the child, especially during the preschool period. But special education should not be considered as a magical tool or the only factor. Special education is worthwhile if it is handled as a process that supports the child in gaining new abilities built using the current ones and if it progresses as a common plan built with the family by good-willed experts.
Just as the development of the child is to be handled as a whole, the processes supporting the development should be handled holistically, too. A program that allows time for each one of the factors in the child's life -family, school, special education, therapy, sports, play, love, childhood- is necessary. Just then the child may progress to become a happy internal motivator with the help of her/his personal traits as well.
CAN's weekly schedule is so full that arranging his appointments may take quite a lot of effort at times. And if a new activity is being planned on top, research and organization may takes days or weeks at times.
For the most efficient results an infrastructure combining different perspectives in a multidisciplinary manner is required. During this process a team from different disciplines is formed and we call that "CAN's Team" :) The combined efforts of each member of this team has contributed to CAN significantly. And the luckiest edge is his own never giving up character, he is working so hard in this world that he has joined as a tiny worrier ever since that very beginning...
- sınırda prematüre : 35-37 hafta
- orta derecede prematüre : 29-34 hafta
- ileri derecede prematüre : 24-28 hafta olarak tanımlanabiliyor.
Doğum haftası ve doğum kilosu prematüritenin sınırları ve sorunları konusunda belirleyici oluyor. Hastaneden taburcu olma noktasında yenidoğan servisleri bebeğin durumuna göre farklı branş doktorları tarafından takibini öneriyor. Bebek çeşitli sağlık sorunlarıyla boğuşurken, bir taraftan da büyüme ve gelişim kriterleri gündeme geliyor. Prematüre bebekler erken başlangıçlarından dolayı doğum sonrasında özel bakıma ihtiyaç duydukları gibi, erken çocukluk döneminde de özel eğitim gereksinimi duyma olasılığı yüksek bir grup oluşturuyor.
Özel eğitim özellikle okul öncesi dönemde çocuğun gelişimine kayda değer bir katkı sağlayabilir. Ancak özel eğitim sihirli bir değnek veya tek unsur olarak görülmemeli. Özel eğitim, çocuğun mevcut becerileri üzerinden yenilerini kazanmasını desteklemeyi hedefleyen bir süreç olarak ele alındığında ve iyi niyetli uzmanlarca aile ile ortak bir plan çerçevesinde ilerlendiğinde bir anlam taşıyor.
Çocuğun gelişimi bir bütün olduğu gibi, çocuğun gelişimine destek olan süreçler de bir bütünsellik içinde ele alınmalı. Aileye, okula, özel eğitime, terapiye, spora, oyuna, sevgiye ve çocukluğa ayrı ayrı zaman ayıran bir program gerekiyor. Ancak o zaman çocuk, kişisel özelliklerinin de yardımıyla içsel motivasyonu yüksek ve mutlu bir birey olmak yolunda ilerleyebiliyor.
CANın günlük ve haftalık programı o kadar yoğun ki, randevularını düzenlemek için dahi ciddi bir mesai harcamak gerekebiliyor. Bir de yeni bir faaliyet planlanmaktaysa, ön araştırma ve ilgili organizasyon için bazen günler hatta haftalar gerekiyor.
En verimli sonuçlar için disiplinlerarası birçok konuda farklı bakış açılarının biraraya getirildiği bir yapıya ihtiyaç var. Bu süreçte farklı disiplinlerden oluşan bir ekip kuruluyor ki biz o ekibe "CAN'ın Ekibi" diyoruz :) Bu ekibin her üyesinin bir arada gösterdiği çabanın CAN'a önemli katkısı var. Ve tabi CAN'ın en büyük şansı kendisinin o asla vazgeçmeyen yapısı, o minik bir savaşçı olarak geldiği bu dünyada ilk andan beri inanılmaz bir mücadele veriyor...
The premature baby may face too many problems initiating with birth and this situation enrolls the baby into certain risk groups automatically. Prematurity can be defined as;
- moderately premature : 35-37 weeks
- very premature : 29-34 weeks
- extremely premature : 24-28 weeks.
Special education may contribute significantly to the development of the child, especially during the preschool period. But special education should not be considered as a magical tool or the only factor. Special education is worthwhile if it is handled as a process that supports the child in gaining new abilities built using the current ones and if it progresses as a common plan built with the family by good-willed experts.
Just as the development of the child is to be handled as a whole, the processes supporting the development should be handled holistically, too. A program that allows time for each one of the factors in the child's life -family, school, special education, therapy, sports, play, love, childhood- is necessary. Just then the child may progress to become a happy internal motivator with the help of her/his personal traits as well.
CAN's weekly schedule is so full that arranging his appointments may take quite a lot of effort at times. And if a new activity is being planned on top, research and organization may takes days or weeks at times.
For the most efficient results an infrastructure combining different perspectives in a multidisciplinary manner is required. During this process a team from different disciplines is formed and we call that "CAN's Team" :) The combined efforts of each member of this team has contributed to CAN significantly. And the luckiest edge is his own never giving up character, he is working so hard in this world that he has joined as a tiny worrier ever since that very beginning...
8 Haziran 2013 Cumartesi
Gelişimsel Değerlendirme / Developmental Assessment
Bence doğum günleri özeldir, hele ki çocuklarınki ayrı bir güzeldir. Bizim CANımızın doğum günleri ise kendi içinde birkaç ek özellik barındırır. Şöyle ki;
- CAN'ın doğduğu gün ile doğması gereken gün arasında 3,5 aylık bir fark vardır,
- CAN'ın doğduğu gün ile eve geldiği gün arasında 5 aylık bir fark vardır,
- CAN'ın doğum günlerini takiben büyüme ve gelişim takibi rutin olarak yapılır.
Her yeni yıl takvimi alındığında ilk iş CAN'ın doğum günü işaretlenir ve o tarih yaklaşırken bir taraftan kutlama hazırlıkları yapılırken bir taraftan da gerekli takip randevuları alınır. Bu sene de aynı şeyler oldu ve şükür bitti.
Büyüme ile ilgili CAN'ı takip eden endokrin uzmanımız bir yıllık büyümemizi gayet iyi buldu. CAN boyu ve kilosu birbiriyle uyumlu olarak kendi persentil aralığında başarılı bir şekilde büyümüş. Zaten ergenliğe kadar bu çizgiyi takip etmesini bekliyor olduğumuzu bir süre önce öğrenmiş bir aile olarak, herhangibir yönde farklı bir gelişim olması da bizi endişelendirir noktasındayız :)
Gelişimi ile ilgili olarak CAN'ı değerlendiren psikiyatrist ve psikolog ekibi de CAN'ın geçtiğimiz yılda çok güzel bir gelişim gösterdiğini düşünüyor. Hatta şaşkınlık içeren bir mutluluk yaşadıklarını gözlemledik diyebilirim. CAN bilişsel ve ince motor becerilerinde yaşıtlarına yakın bir düzeyde olduğuna inandırmış kendilerini. En büyük gecikmemiz oral-motor süreçler ve buna bağlı konuşma becerilerimizi oluşturan tepkisel dilimiz. Algısal dilimizde oldukça iyiyiz, yaş düzeyimizde beklenen herşeyi anlıyoruz ve uyumlu şekilde davranıyoruz, kendimizi anlatmanın da bir yolunu buluyoruz o ayrı, ama konuşma hala bizim için üzerinde çoooook çalışmamız gereken bir konu.
Konuşma terapistimiz CAN'ın dil gelişimiyle ilgili belli bir olgunluk seviyesine ulaştığında hızla yol alacağını düşünüyor. Keşke bir turnusol kağıdı olsa da daldırıp bir bakabilsek ne kadar kaldı şu seviyenin tamamlanmasına. Tabi ki çeşitli göstergeler var ve CAN sürekli ilerliyor ama ama ama artık 6 yaşındayız hadi ama...
Her yeni yılda, her hıdırellezde, her yaz başında, her fırsatta aynı şeyi diliyorum: bu sene, bu yaz, bu ... aşalım artık bu konuyu ve bir dönemi daha geride bırakalım. Nöroloğumuzun dediği gibi, "ekibi üzme CAN", hadi bebeğim bir kere daha şaşırt beni, bizi, tüm dünyayı ve paylaş bizlerle içindeki o mutlu çocuğun coşkusunu ağzından dökülen cümlelerle!
Birthdays are special days for me and the ones for kids' are beautiful in such a different way. Our CAN's birthdays host a couple of extra features within themselves. For example;
- there is a 3,5 month gap between CAN's birth day and the expected date of birth,
- there is a 5 month gap between CAN's birth day and the date we have come home,
- the growth and development assessments are a routine just around CAN's birthday.
Each year when the new year calender is bought CAN's birthday is marked and when that date is closing in the monitoring appointments are made along with the celebration preparations. This year the same things happened and thank God they have finished.
Our endocrinologist following CAN regarding his growth has evaluated the last year's growth as quite good. CAN has grown successfully as a kid going along his own percentile interval both for his height and weight increasing in harmony. As a family who have learned that we are expected to go along the same line until puberty, we are at a point where we would start worrying if any irregularity was to come up in any direction :)
The psychiatrist and psychologist team monitoring CAN also think that he has developed very beautifully during the last year. I can even say that we have observed them experiencing an astonished happiness. CAN has managed to convince them that he is at a similar level with his peers regarding cognitive and fine motor skills. The biggest gap is on oral-motor processes and the respective responsive language skills. We are quite good on our perceptual language, we understand everything expected in our age level and act in harmony, we also find a way to express ourself in one way or the other, but talking is a topic we have to work on a loooot more.
Our language pathologist thinks that CAN will improve rapidly once he reaches a certain maturation level regarding his language development. I wish there was some kind of a litmus paper that we could dip in and understand where this level to complete is. Certainly there are indicators and CAN is progressing all the time but but but we are 6 now go go go...
In each new year, in each spring festival, at the beginning of each summer, in all occasions I keep wishing the same thing: this year, this summer, this... let us overcome this issue and leave another period behind. Just like our neurologist says, "do not depress the team CAN", come on baby amaze me, us, the whole world one more time and share that happy child's joy with us with the words pouring out!
- CAN'ın doğduğu gün ile doğması gereken gün arasında 3,5 aylık bir fark vardır,
- CAN'ın doğduğu gün ile eve geldiği gün arasında 5 aylık bir fark vardır,
- CAN'ın doğum günlerini takiben büyüme ve gelişim takibi rutin olarak yapılır.
Her yeni yıl takvimi alındığında ilk iş CAN'ın doğum günü işaretlenir ve o tarih yaklaşırken bir taraftan kutlama hazırlıkları yapılırken bir taraftan da gerekli takip randevuları alınır. Bu sene de aynı şeyler oldu ve şükür bitti.
Büyüme ile ilgili CAN'ı takip eden endokrin uzmanımız bir yıllık büyümemizi gayet iyi buldu. CAN boyu ve kilosu birbiriyle uyumlu olarak kendi persentil aralığında başarılı bir şekilde büyümüş. Zaten ergenliğe kadar bu çizgiyi takip etmesini bekliyor olduğumuzu bir süre önce öğrenmiş bir aile olarak, herhangibir yönde farklı bir gelişim olması da bizi endişelendirir noktasındayız :)
Gelişimi ile ilgili olarak CAN'ı değerlendiren psikiyatrist ve psikolog ekibi de CAN'ın geçtiğimiz yılda çok güzel bir gelişim gösterdiğini düşünüyor. Hatta şaşkınlık içeren bir mutluluk yaşadıklarını gözlemledik diyebilirim. CAN bilişsel ve ince motor becerilerinde yaşıtlarına yakın bir düzeyde olduğuna inandırmış kendilerini. En büyük gecikmemiz oral-motor süreçler ve buna bağlı konuşma becerilerimizi oluşturan tepkisel dilimiz. Algısal dilimizde oldukça iyiyiz, yaş düzeyimizde beklenen herşeyi anlıyoruz ve uyumlu şekilde davranıyoruz, kendimizi anlatmanın da bir yolunu buluyoruz o ayrı, ama konuşma hala bizim için üzerinde çoooook çalışmamız gereken bir konu.
Konuşma terapistimiz CAN'ın dil gelişimiyle ilgili belli bir olgunluk seviyesine ulaştığında hızla yol alacağını düşünüyor. Keşke bir turnusol kağıdı olsa da daldırıp bir bakabilsek ne kadar kaldı şu seviyenin tamamlanmasına. Tabi ki çeşitli göstergeler var ve CAN sürekli ilerliyor ama ama ama artık 6 yaşındayız hadi ama...
Her yeni yılda, her hıdırellezde, her yaz başında, her fırsatta aynı şeyi diliyorum: bu sene, bu yaz, bu ... aşalım artık bu konuyu ve bir dönemi daha geride bırakalım. Nöroloğumuzun dediği gibi, "ekibi üzme CAN", hadi bebeğim bir kere daha şaşırt beni, bizi, tüm dünyayı ve paylaş bizlerle içindeki o mutlu çocuğun coşkusunu ağzından dökülen cümlelerle!
Birthdays are special days for me and the ones for kids' are beautiful in such a different way. Our CAN's birthdays host a couple of extra features within themselves. For example;
- there is a 3,5 month gap between CAN's birth day and the expected date of birth,
- there is a 5 month gap between CAN's birth day and the date we have come home,
- the growth and development assessments are a routine just around CAN's birthday.
Each year when the new year calender is bought CAN's birthday is marked and when that date is closing in the monitoring appointments are made along with the celebration preparations. This year the same things happened and thank God they have finished.
Our endocrinologist following CAN regarding his growth has evaluated the last year's growth as quite good. CAN has grown successfully as a kid going along his own percentile interval both for his height and weight increasing in harmony. As a family who have learned that we are expected to go along the same line until puberty, we are at a point where we would start worrying if any irregularity was to come up in any direction :)
The psychiatrist and psychologist team monitoring CAN also think that he has developed very beautifully during the last year. I can even say that we have observed them experiencing an astonished happiness. CAN has managed to convince them that he is at a similar level with his peers regarding cognitive and fine motor skills. The biggest gap is on oral-motor processes and the respective responsive language skills. We are quite good on our perceptual language, we understand everything expected in our age level and act in harmony, we also find a way to express ourself in one way or the other, but talking is a topic we have to work on a loooot more.
Our language pathologist thinks that CAN will improve rapidly once he reaches a certain maturation level regarding his language development. I wish there was some kind of a litmus paper that we could dip in and understand where this level to complete is. Certainly there are indicators and CAN is progressing all the time but but but we are 6 now go go go...
In each new year, in each spring festival, at the beginning of each summer, in all occasions I keep wishing the same thing: this year, this summer, this... let us overcome this issue and leave another period behind. Just like our neurologist says, "do not depress the team CAN", come on baby amaze me, us, the whole world one more time and share that happy child's joy with us with the words pouring out!
28 Mayıs 2013 Salı
Kapıdaki Adam / The Man at the Door
Sabahları bizim
ev tam bir panayır yeri olabiliyor. Özellikle o gün evden ailecek çıkacaksak,
aman oğlumuz kahvaltısını yapsın, aman babamız geç kalmasın filan derken
annemiz genelde asansörde giyiniyor.
Dün yine öyle bir şekil çıktık evden, ilk iş CANı okula bırakmaktı. Ve ne olduysa işte o zaman oldu. Hayat bir kez daha durdu. Hani şu televizyon çekimlerinde oluyor ya beklenmedik bir durumu daha da vurgulamak için görüntü donuyor! İşte bizim hayatımızda da bu donma durma efektini yaratabilen bir canlı var ki adı CAN. Bu sefer ne mi oldu?
Sabah CANın okulunun bahçe kapısının önünde arabayı park ederken ben klasik sorumu sordum: “CANcım seni okula kim bıraksın, anne mi baba mı?”. Ve CAN cevap verdi: okula kendisi gidecekmiş. “Nasıl yani? Bari kapıya kadar kim gelsin?” deyince “Baba” dedi. Babasıyla birlikte arabadan indiler, bahçe kapısındaki zile bastılar. Önce otomatik bahçe kapısı açılmaya başladı, sonra binanın kapısı açıldı, öğretmenlerinden biri kapıdaydı. CAN bu arada babasıyla vedalaşıp, koşarak bahçeyi kat etmeye başlamıştı, babasının ve öğretmeninin hayret dolu bakışları arasında... Mutlu mutlu okulunun kapısından içeri girdi ve kapıyı da bir güzel arkasından kapattı. Ben mi, ben zaten arabada çoktan donmuştum.
CAN bağımsız, mutlu bir adam olma yolunda bir adım daha atmıştı. Hayallerimden biri daha gerçek olmuştu. Darısı diğer düşlerin başına...
Aferin CAN, teşekkürler CANın Ekibi :)
Our house can be a real masquerade in the mornings. Especially if we are to leave the house all together, trying so that our son has breakfast, struggling to be on time for our dad’s work, we end up with mom usually dressing up in the elevator.
Yesterday we had a similar picture leaving the house, first task was to drop CAN off to school. And whatever it was it happened just then. Life stopped once more. Just like the television shootings where the flow stops to emphasize an unexpected event! In our life there is a living thing that can create that same freeze stop effect and he is called CAN. What happened this time?
While parking the car across CAN’s school garden gate I asked my classical question: “Who do you want to go with CAN: mom or dad?”. And CAN replied: he wanted to go by himself. “How is that to be? At least who do you want to go with up to the gate?” I said and he replied “Dad”. He got out of the car with his dad, ringed the bell on the garden gate. First the automatic garden gate started to slide open, then the building door opened, one of his teachers was at the door. At the time CAN had said goodbye to his dad and was running through the garden, despite the astonished gazes of both his dad and teacher… He entered the school building happily and closed the door from behind. Me, I was frozen in the car for a while now.
CAN had taken another step towards becoming an independent, happy man.
Dün yine öyle bir şekil çıktık evden, ilk iş CANı okula bırakmaktı. Ve ne olduysa işte o zaman oldu. Hayat bir kez daha durdu. Hani şu televizyon çekimlerinde oluyor ya beklenmedik bir durumu daha da vurgulamak için görüntü donuyor! İşte bizim hayatımızda da bu donma durma efektini yaratabilen bir canlı var ki adı CAN. Bu sefer ne mi oldu?
Sabah CANın okulunun bahçe kapısının önünde arabayı park ederken ben klasik sorumu sordum: “CANcım seni okula kim bıraksın, anne mi baba mı?”. Ve CAN cevap verdi: okula kendisi gidecekmiş. “Nasıl yani? Bari kapıya kadar kim gelsin?” deyince “Baba” dedi. Babasıyla birlikte arabadan indiler, bahçe kapısındaki zile bastılar. Önce otomatik bahçe kapısı açılmaya başladı, sonra binanın kapısı açıldı, öğretmenlerinden biri kapıdaydı. CAN bu arada babasıyla vedalaşıp, koşarak bahçeyi kat etmeye başlamıştı, babasının ve öğretmeninin hayret dolu bakışları arasında... Mutlu mutlu okulunun kapısından içeri girdi ve kapıyı da bir güzel arkasından kapattı. Ben mi, ben zaten arabada çoktan donmuştum.
CAN bağımsız, mutlu bir adam olma yolunda bir adım daha atmıştı. Hayallerimden biri daha gerçek olmuştu. Darısı diğer düşlerin başına...
Aferin CAN, teşekkürler CANın Ekibi :)
Our house can be a real masquerade in the mornings. Especially if we are to leave the house all together, trying so that our son has breakfast, struggling to be on time for our dad’s work, we end up with mom usually dressing up in the elevator.
Yesterday we had a similar picture leaving the house, first task was to drop CAN off to school. And whatever it was it happened just then. Life stopped once more. Just like the television shootings where the flow stops to emphasize an unexpected event! In our life there is a living thing that can create that same freeze stop effect and he is called CAN. What happened this time?
While parking the car across CAN’s school garden gate I asked my classical question: “Who do you want to go with CAN: mom or dad?”. And CAN replied: he wanted to go by himself. “How is that to be? At least who do you want to go with up to the gate?” I said and he replied “Dad”. He got out of the car with his dad, ringed the bell on the garden gate. First the automatic garden gate started to slide open, then the building door opened, one of his teachers was at the door. At the time CAN had said goodbye to his dad and was running through the garden, despite the astonished gazes of both his dad and teacher… He entered the school building happily and closed the door from behind. Me, I was frozen in the car for a while now.
CAN had taken another step towards becoming an independent, happy man.
One more of my dreams had become true. Hoping the same for
all other wishes…
Congrats CAN, thanks CAN’s Team :)
Congrats CAN, thanks CAN’s Team :)
Etiketler:
bağımsız,
happy,
independent,
kapıdaki adam,
mutlu,
the man at the door
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)