Bebeklik döneminin temel konularından biridir uyku. Bebeğin ne zaman uyuduğu, ne kadar uyuduğu, nasıl uyuduğu veya uyutulduğu gündemde önemli bir yer tutar. Hatta uyku eğitimi diye birşey var kimilerine göre, herşeyin bir eğitimi var ya günümüzde, bunun da olmaması bir eksiklik olurdu herhalde :)
Birçok diğer konuda olduğu gibi bu konuda da bizdeki eğitmen CAN oldu. Gece uyanmalarını ek beslenme fırsatı olarak gören ama CANı uyandırmaya da kıyamayan ben, gece yatıp sabaha kadar uyumaya başlandığında birinci geçişi yaşamıştım. CAN sonra gün içi uykularını iki ile sınırlayıp saatlerini de sabitlemişti. Bizim yaptığımız ise gelişmeleri izlemek ve durumu dikkate alıp gerekli planlamayı yaparak CANa ihtiyaç duyduğu konforu sağlamaktı. Sonrasında adeta "iki de fazla, bana bir öğlen uykusu yeter" demişti. Rutinleri ve ritüelleri seven yapısı ile paralel olarak öğlen yemeğinden sonra uyumayı standart haline getirmişti. Bu durum geçen haftaya kadar sürdü.
Pazartesi günü CAN öğlen yemeğinden kalkarken "uykum yok" dedi. Biraz oyun oynamasına izin verdim ama sonrasında "biraz yatalım, en azından dinleniriz" diyerek onu ikna ettim. CAN kısa bir süre de olsa uyudu. Salı günü aynı senaryo tekrarlandı. Çarşamba, Perşembe, Cuma ise CAN yatağa gitmesine rağmen uyumadı, uyuyamadı. Ve Cumartesi günü öğlen yemeğinden sonra bu durumun geçici bir heves olmayabileceğini kabul edip, ne kadar dayanabileceğini görmeye karar verdik.
Sonuç, CANın öğlen uykusuna ihtiyacı kalmamıştı! Artık günü daha dolu dolu yaşamak mümkün olacak, oluyor. Öğlen eve gelmek veya nerede uyuyacak diye düşünmek gerekmiyor. CAN büyümeye devam ediyor ve bize de ayak uydurmak, destek olmak, yeni duruma adapte olmak, CANın yeni durumdan maksimum faydayı sağlaması için düzenlemeler yapmak kalıyor.
Ey özgürlük!
Sleep is one of the major issues about babies. When does the baby
sleep, how long has the baby slept, how does the baby sleep or is put to
sleep are important issues. Furthermore, there is something called sleep
education as some put it, since there is an education for everything
these days there should be one for this too :)
As on a lot of other subjects, on our case CAN was the educator for this one too. I
had experienced the first transition when CAN decided not to wake up
through the night since I thought that these were a chance for an extra
feed but could not go ahead and wake him for that matter. Then CAN had
fixed the day time naps as two and had certain hours for them. What we
did was to monitor the developments and provide CAN the comfort he
needed by planning according to his needs. Then CAN decided "even two is
too much, one is enough". In parallel with his character that suits
well with routines and rituals he had the habit of taking a nap after
lunch. This was the case until last week.
On Monday after lunch CAN said, "I don't sleep". I let him play for a while but then persuaded him by saying "let's go to bed, at least we will have a chance to rest". CAN slept at least for a short time. The same scenario was repeated on Tuesday. On Wednesday, Thursday, Friday CAN went to bed but did not or could not sleep. And after lunch on Saturday we accepted that this habit could be here to saty and decided to see how he would do.
Result, CAN did not need the afternoon nap anymore! Now it will be, it even is, possible to live the day in full length. It is not necessary to come home or think about where he will sleep. CAN is continuing to grow and it is our duty to adapt, support and make arrangements so that CAN benefits in the best way possible from the new situation.
Hey liberty!
Hoşgeldiniz / Welcome
Dünyama attığınız bu adımın size yanlız olmadığınızı hissettirmesi ümidiyle...
With the hope that the step you have taken into my world will make you feel you are not alone...
With the hope that the step you have taken into my world will make you feel you are not alone...
26 Eylül 2013 Perşembe
14 Eylül 2013 Cumartesi
Renkler / Colors
İlk kırmızı rengi görürmüş bebek,
Sonra her insanın kendi rengi olurmuş.
Ve gökkuşağı varmış!
O ki renklerin tümünü içinde barındıran,
Güzelliği cümbüşünde saklı.
Renkleri görmeden hissedenler varmış,
Görüp de yaşayamayanlar da varmış,
Renkleri yaşayarak hissedenlere gelsin bu yazı...
Rutin göz kontrolümüz sırasında renklerle ilgili konuştuk doktorumuzla. Renkleri nasıl görüyoruz, görme problemleri renkleri görme noktasında nasıl bir fark yaratıyor? Netliği sağlayan kontrast kayboldukça renkler nasıl daha donuklaşıyor, matlaşıyor...
Sonra bizim için yeni bir ufuk açabilecek bir bilgi edindik. Sadece ışığı görebilen insanların dahi renkleri öğrenebildiğini! Nasıl mı? Renkli cam veya şeffaf benzer bir malzeme ve ışık kaynağı sayesinde. Işığı gören insan renkli ışığı görüp, renkleri ayırt etmeyi ve öğrenmeyi başarabiliyormuş. Renkli bir nesneye bakmaktan farklı bir durummuş bu.
Renkli cam arayışı yolumuzu vitray sanatçıları ile kesiştirdi. Pırıl pırıl insanlarla tanıştık, ne istediğimizi anlattık ve vitray renklerinden seçtiğimiz renkli camları kesip pahladılar bizim için, sağolsunlar...
Eve gelip camları birer oyun materyali haline getirmek de dahil toplam yarım günümüzü alan bu faaliyet umarım çok eğlenceli ve eğitici bir tecrübe olacak CANımız için. Emeği geçen herkese, yani CANın Ekibi'ne teşekkürlerimiz ile :)
Life is said to start as black & white,
The baby sees the color red initially,
Then each person is said to have a color.
And there is the rainbow!
It holds all the colors within,
It's beauty hidden in the carousal.
There are said to be people who feel colors without seeing,
There are said to be people who see but can't live up to colors too,
This post is for those who feel colors by living...
We talked about colors with our doctor after our routine eye follow-up. How do we see colors, how does sight troubles effect color vision? How does colors become more dull and mat as the contrast clarifying vision fades away...
Then we learned a piece of information that may lead us to new horizons. It was that, people who could only see light were able to learn colors! How? By the help of colored glass or other similar transparent material and a light source. The person who sees light can see the colored light, learn to differentiate between colors and learn them. This case was different from seeing a colored object.
Our efforts to find colored glass crossed our paths with stained glass artists. We met with gleaming people, explained what we wanted and they cut out pieces that we picked up from the colored glass they had in hand, thanks for their efforts...
I hope this whole activity which took around half a day including the preparation at home to present these as a toy to CAN will be a joyful and educating experience. Thanks to all who have contributed, that is the CANs TEAM :)
23 Ağustos 2013 Cuma
Bisiklete binmek / Bicycling
"Hayat bisiklete binmek gibidir,
Pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz,"
"Bazı işler bisiklete binmek gibidir,
Bir öğrendiniz mi bir daha asla unutmazsınız..."
Peki bisiklete binmek nasıl bir şeydir?
Ne zaman, nasıl öğrenilmiştir de birçok şey ona benzetilir?
Sanki herkes bisiklete binermiş,
Başka türlüsü mümkün değilmiş gibi...
Çocuklar genelde 3-8 yaş arasında bir yerlerde iki tekerlekli bisiklete binmeyi öğreniyor. Gelişimsel beceriler bir etken olmakla birlikte, bir bisiklete erişim ve güvenli bir şekilde kullanımına elverişli bir çevre gibi diğer faktörler de söz konusu. Kesin olan birşey varsa o da bisiklete binmek bir çok çocuk için hem çok eğlenceli, hem de çok iyi bir egzersiz.
CAN'a ilk bisikletini babam almıştı, üç tekerlekli, mavi, hani şu arkadaki uzun kolu sayesinde kolayca itilip idare edilebilenlerdendi. CAN iki yaşındaydı ve o bisiklete bayılmıştı, tepe tepe de kullandı. Pedalların üzerine ayaklarını koysa da hiç çevirmedi, biz bisikleti ittikçe ayakları pedalların üzerinde dururdu ama CAN hep ayakları ile itmeyi tercih etti o bisikleti. İlk alışkanlık dedik ve bu durumu ancak yeni bir bisikletle aşabileceğimize karar verdik. Geçen yıl babaannemizin doğumgünü hediyesi olarak CAN'a iki tekerlekli bir bisiklet aldık. Bu bisikleti CAN seçmişti ve önce onu gezdirerek işe başladı, sonra epey bir süre pedal çevirsin diye uğraştık.
CAN aslında hazır görünüyordu. Bisikletin üzerinde çok rahat ve dengeli duruyordu, bacak kuvveti de pedalları itmeye yeterli gibiydi ama hala birşeyler eksikti... En sonunda bu yaz bisikleti alıp akşamüzerleri babasıyla aşağıdaki sahaya inmeye başladılar. Ve birkaç gün önce CAN bunu da başardı. Artık bisiklete binerken mutluluk çığlıkları atan bir oğlumuz var. Kaskını takmadan çıkmayan, bisikletini gidona hakim bir şekilde kullanan, kornasına basıp dolaşan musmutlu bir çocuk :)
Aferin CAN, aferin sana!
"Life is like riding a bicycle,
To keep your balance, you must keep moving."
"Some jobs are like riding a bicycle,
Once you learn them you never forget how..."
OK, but what is riding a bike like?
When and how is it mastered that so many things revert to it?
Like everyone rides a bike,
Like it is not otherwise possible...
Generally children learn to ride a bike somewhere between the ages 3-8. Although developmental abilities is a factor, there are other criteria like the availability of such a bike an an safe environment to ride it in. If there is one thing for certain, it is that for many of the children riding a bike is a lot of fun and also a very good exercise.
My father has bought CAN's first bicycle; three wheels, blue, it was one of those that had a long handle at the back that is used to push and manage the bike. CAN was 2 years old and had loved that bike, he used it excessively. Although he did put his feet on the pedals as we pushed him, when he was in charge he always pushed the bike by his feet on the ground. We decided this was a first habit and we needed a new bike to get over it. Last year we bought CAN a two wheeled bike as his grandmother's birthday present. CAN had picked up this bike and he started by walking around with it, then we struggled for him to paddle for a while.
CAN seemed to be ready. He sat on the bike relaxed and stable, his leg muscles seemed to be strong enough to push the pedals too, but something was still missing... Finally he started taking out his bike with his father in the afternoons to the courtyard at the back. And a few days ago CAN did this too. Now we have a son who shouts out with happiness as he rides his bike. He is a very happy kid who wears his helmet, handles his handlebar articulately and blows his horn in joy :)
Bravo CAN, bravo to you!
Pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz,"
"Bazı işler bisiklete binmek gibidir,
Bir öğrendiniz mi bir daha asla unutmazsınız..."
Peki bisiklete binmek nasıl bir şeydir?
Ne zaman, nasıl öğrenilmiştir de birçok şey ona benzetilir?
Sanki herkes bisiklete binermiş,
Başka türlüsü mümkün değilmiş gibi...
Çocuklar genelde 3-8 yaş arasında bir yerlerde iki tekerlekli bisiklete binmeyi öğreniyor. Gelişimsel beceriler bir etken olmakla birlikte, bir bisiklete erişim ve güvenli bir şekilde kullanımına elverişli bir çevre gibi diğer faktörler de söz konusu. Kesin olan birşey varsa o da bisiklete binmek bir çok çocuk için hem çok eğlenceli, hem de çok iyi bir egzersiz.
CAN'a ilk bisikletini babam almıştı, üç tekerlekli, mavi, hani şu arkadaki uzun kolu sayesinde kolayca itilip idare edilebilenlerdendi. CAN iki yaşındaydı ve o bisiklete bayılmıştı, tepe tepe de kullandı. Pedalların üzerine ayaklarını koysa da hiç çevirmedi, biz bisikleti ittikçe ayakları pedalların üzerinde dururdu ama CAN hep ayakları ile itmeyi tercih etti o bisikleti. İlk alışkanlık dedik ve bu durumu ancak yeni bir bisikletle aşabileceğimize karar verdik. Geçen yıl babaannemizin doğumgünü hediyesi olarak CAN'a iki tekerlekli bir bisiklet aldık. Bu bisikleti CAN seçmişti ve önce onu gezdirerek işe başladı, sonra epey bir süre pedal çevirsin diye uğraştık.
CAN aslında hazır görünüyordu. Bisikletin üzerinde çok rahat ve dengeli duruyordu, bacak kuvveti de pedalları itmeye yeterli gibiydi ama hala birşeyler eksikti... En sonunda bu yaz bisikleti alıp akşamüzerleri babasıyla aşağıdaki sahaya inmeye başladılar. Ve birkaç gün önce CAN bunu da başardı. Artık bisiklete binerken mutluluk çığlıkları atan bir oğlumuz var. Kaskını takmadan çıkmayan, bisikletini gidona hakim bir şekilde kullanan, kornasına basıp dolaşan musmutlu bir çocuk :)
Aferin CAN, aferin sana!
"Life is like riding a bicycle,
To keep your balance, you must keep moving."
"Some jobs are like riding a bicycle,
Once you learn them you never forget how..."
OK, but what is riding a bike like?
When and how is it mastered that so many things revert to it?
Like everyone rides a bike,
Like it is not otherwise possible...
Generally children learn to ride a bike somewhere between the ages 3-8. Although developmental abilities is a factor, there are other criteria like the availability of such a bike an an safe environment to ride it in. If there is one thing for certain, it is that for many of the children riding a bike is a lot of fun and also a very good exercise.
My father has bought CAN's first bicycle; three wheels, blue, it was one of those that had a long handle at the back that is used to push and manage the bike. CAN was 2 years old and had loved that bike, he used it excessively. Although he did put his feet on the pedals as we pushed him, when he was in charge he always pushed the bike by his feet on the ground. We decided this was a first habit and we needed a new bike to get over it. Last year we bought CAN a two wheeled bike as his grandmother's birthday present. CAN had picked up this bike and he started by walking around with it, then we struggled for him to paddle for a while.
CAN seemed to be ready. He sat on the bike relaxed and stable, his leg muscles seemed to be strong enough to push the pedals too, but something was still missing... Finally he started taking out his bike with his father in the afternoons to the courtyard at the back. And a few days ago CAN did this too. Now we have a son who shouts out with happiness as he rides his bike. He is a very happy kid who wears his helmet, handles his handlebar articulately and blows his horn in joy :)
Bravo CAN, bravo to you!
13 Ağustos 2013 Salı
İlkokul / Primary school
Bugün CAN'ın e-okul sisteminde adrese göre otomatik kaydının yapıldığı ilköğretim okuluna gittim. Ağustos sıcağında, okulun girişindeki ağacın gölgesinde oturanlar vardı. "Oğlum bu yıl ilkokula başlayacaktı" deyince hemen içlerinden biri "hayırlısı olsun" dedi ve elindeki listeyi göstererek doğum tarihini sordu. CAN'ın adını buldu ve "evet, burada başlayacak" dedi. Ben de "bu yıl başlayamayacak ta ben de onu bildirmeye geldim" dedim.
Sonradan öğrendim, ilkokul müdür ve müdür yardımcılarıymış o kişiler. CAN'ın ilkokula bir yıl geç başlaması için bir dilekçe yazdım, hastaneden aldığımız raporu ekledim. CAN'ın listede adının yanına "erteleme" yazdılar. "Siz annesisiniz, en iyisini siz değerlendirirsiniz" dediler. Ağlaya ağlaya çıktım okuldan, hala ağlıyorum...
Okul rengarenk bir yerdi çocuk gibi,
Karşılaştığım kişiler pırıl pırıldı insan gibi,
O okula giden çocuklar da biliyorum yağmur gibi,
Benim CANım da bir çocuk tıpkı bir çiçek gibi...
Today I went to the primary school that CAN has been automatically assigned to according to our address in the e-school system. On a hot August day, there were people sitting in the shade of the tree in the school entrance. As I said that "my son was to start primary school this year" one of the people gave me his best wishes and asked for CAN's birthday, pointing the list in his hand. He found CAN's name and said "yes, he will start here". And I said that "he will not be starting this year and that is what I am here to report".
I found out that those people were the school manager and assistant manager. I wrote down a petition for CAN to start primary school with one year delay and attached the report we have taken from the hospital. They noted down "delayed" next to CAN's name in the list. "You are his mother, you have the best judgement for him" they said. I have left the school in tears, I am still crying...
The school was a colorful place like a child,
The people I have met were sparkling like decent man,
I know children attending that school too like rain,
My CAN is a child too just like a flower...
Sonradan öğrendim, ilkokul müdür ve müdür yardımcılarıymış o kişiler. CAN'ın ilkokula bir yıl geç başlaması için bir dilekçe yazdım, hastaneden aldığımız raporu ekledim. CAN'ın listede adının yanına "erteleme" yazdılar. "Siz annesisiniz, en iyisini siz değerlendirirsiniz" dediler. Ağlaya ağlaya çıktım okuldan, hala ağlıyorum...
Okul rengarenk bir yerdi çocuk gibi,
Karşılaştığım kişiler pırıl pırıldı insan gibi,
O okula giden çocuklar da biliyorum yağmur gibi,
Benim CANım da bir çocuk tıpkı bir çiçek gibi...
Today I went to the primary school that CAN has been automatically assigned to according to our address in the e-school system. On a hot August day, there were people sitting in the shade of the tree in the school entrance. As I said that "my son was to start primary school this year" one of the people gave me his best wishes and asked for CAN's birthday, pointing the list in his hand. He found CAN's name and said "yes, he will start here". And I said that "he will not be starting this year and that is what I am here to report".
I found out that those people were the school manager and assistant manager. I wrote down a petition for CAN to start primary school with one year delay and attached the report we have taken from the hospital. They noted down "delayed" next to CAN's name in the list. "You are his mother, you have the best judgement for him" they said. I have left the school in tears, I am still crying...
The school was a colorful place like a child,
The people I have met were sparkling like decent man,
I know children attending that school too like rain,
My CAN is a child too just like a flower...
Etiketler:
delay,
e-okul,
erteleme,
ilkokul,
ilköğretim,
primary school
31 Temmuz 2013 Çarşamba
Yazmak / To write
Yazmayı seviyorum,
Yazınca rahatlıyorum,
Yazarken uzaklaşıyorum,
Yazdığımda aşmış oluyorum...
Düşüncelerin aklımda dolaşıp durması yoruyor beni. Bazen unuturum kaygısı, bazen çözümsüzlüğün stresi beni benden alıyor. Ama oturup yazmak da her zaman mümkün olmuyor, önce çözümlemek gerekiyor sanki. Sonunda yazmayı başardığımda bir nefes alabiliyorum adeta.
CANdan önce birçok sorunla kendi içimde başa çıkabilmiş olan ben, CANdan sonra blog yazmaya başlayan ben. Genç kızlık yıllarımda günlük tutmuştum en son, ergenlikle başa çıkma çabalarımın bir yansıması olsa gerek. Ve şimdi yazmak; su gibi ferahlatıyor, ağlamak gibi rahatlatıyor, bir de belki de en temelde paylaşarak birilerine umut olmak içimi aydınlatıyor, son olarak da bir gün CANın bu yazdıklarımı okuma olasılığı ve onunla yaşadıklarımızı paylaştığımız insanlarla tanışma ihtimali beni heyecanlandırıyor.
CAN rakamlardan sonra harfleri öğrenmeye başladı. Isınmak için ilk harfimizi yazıyoruz "A". Bu aralar okuduğumuz her kitapta "A" harfini gösteriyoruz, yazdığı her "A" için "A"lı bir kelime söylüyoruz. Birgün CANcığımın da okuyup yazacağını düşünmek burnumu karıncalandırıyor, gözlerim doluveriyor...
Çok güzel fikirlerim var yazmaya geçiş için tablet üzerinde bir uygulamaya dair. CAN ve Cino birlikte neler yapacaklar bakalım!
I love writing,
I unwind when I write,
I detach when I am writing,
I am over it when I have written...
Thoughts running around in my mind wear me down. I am so exhausted either with the fear to forget or the stress of deadlock. But it is not always possible to sit down and write either, it is as though you have to resolve it first. When I finally manage to write, then I am able to take a breath finally.
It is me who has managed to handle a number of problems by myself before CAN, it is me who has started a blog after CAN. I kept a diary when I was a teenager, that should have been an attempt to overcome adolescence. And now writing eases like water, relives like crying, another thing maybe that is very basic is that it brightens me inside to be a source of hope for some by sharing, finally I get excited over the possibility of CAN reading these lines one day and meeting the people we shared the things we have lived through with.
CAN started learning the letters after numbers. We are warming up with the letter "A". We point the letter "A" in each book we read these days, we say an "A" letter word for each "A" letter he writes. Thinking that my CAN will read and write one day prickles my nose, bringing tears to my eyes...
I have very beautiful ideas for an application on tablets for the transition to writing. Let's see what CAN and Cino do together!
Yazınca rahatlıyorum,
Yazarken uzaklaşıyorum,
Yazdığımda aşmış oluyorum...
Düşüncelerin aklımda dolaşıp durması yoruyor beni. Bazen unuturum kaygısı, bazen çözümsüzlüğün stresi beni benden alıyor. Ama oturup yazmak da her zaman mümkün olmuyor, önce çözümlemek gerekiyor sanki. Sonunda yazmayı başardığımda bir nefes alabiliyorum adeta.
CANdan önce birçok sorunla kendi içimde başa çıkabilmiş olan ben, CANdan sonra blog yazmaya başlayan ben. Genç kızlık yıllarımda günlük tutmuştum en son, ergenlikle başa çıkma çabalarımın bir yansıması olsa gerek. Ve şimdi yazmak; su gibi ferahlatıyor, ağlamak gibi rahatlatıyor, bir de belki de en temelde paylaşarak birilerine umut olmak içimi aydınlatıyor, son olarak da bir gün CANın bu yazdıklarımı okuma olasılığı ve onunla yaşadıklarımızı paylaştığımız insanlarla tanışma ihtimali beni heyecanlandırıyor.
CAN rakamlardan sonra harfleri öğrenmeye başladı. Isınmak için ilk harfimizi yazıyoruz "A". Bu aralar okuduğumuz her kitapta "A" harfini gösteriyoruz, yazdığı her "A" için "A"lı bir kelime söylüyoruz. Birgün CANcığımın da okuyup yazacağını düşünmek burnumu karıncalandırıyor, gözlerim doluveriyor...
Çok güzel fikirlerim var yazmaya geçiş için tablet üzerinde bir uygulamaya dair. CAN ve Cino birlikte neler yapacaklar bakalım!
I love writing,
I unwind when I write,
I detach when I am writing,
I am over it when I have written...
Thoughts running around in my mind wear me down. I am so exhausted either with the fear to forget or the stress of deadlock. But it is not always possible to sit down and write either, it is as though you have to resolve it first. When I finally manage to write, then I am able to take a breath finally.
It is me who has managed to handle a number of problems by myself before CAN, it is me who has started a blog after CAN. I kept a diary when I was a teenager, that should have been an attempt to overcome adolescence. And now writing eases like water, relives like crying, another thing maybe that is very basic is that it brightens me inside to be a source of hope for some by sharing, finally I get excited over the possibility of CAN reading these lines one day and meeting the people we shared the things we have lived through with.
CAN started learning the letters after numbers. We are warming up with the letter "A". We point the letter "A" in each book we read these days, we say an "A" letter word for each "A" letter he writes. Thinking that my CAN will read and write one day prickles my nose, bringing tears to my eyes...
I have very beautiful ideas for an application on tablets for the transition to writing. Let's see what CAN and Cino do together!
1 Temmuz 2013 Pazartesi
CAN & Cino
CANın 25 haftalık doğumu ile birlikte başlayan CANdan sonra döneminde yepyeni bir dünyaya adım attık ve hala ilerliyoruz. Bu dünyada şimdiye kadar yaşadığımız dönemleri ve kazanımlarımızı özetleyecek olursak:
- Yaşam savaşı dönemi:
CAN hayatta kalmaya çalışırken, prematürite öğrenildi.
- Büyüme takibi dönemi:
CAN emme yutma süreçleri üzerinde çalışırken, beslenme öğrenildi.
- Sağlıklı ol dönemi:
CAN bağışıklık sistemi üzerinde çalışırken, enfeksiyonlardan korunma öğrenildi.
- Gelişim izleme dönemi:
CAN büyürken, gelişim basamakları ve envanterleri öğrenildi.
- Eğitim şart dönemi:
CAN ilerlerken, öğrenme/öğretme süreçleri öğrenildi.
- Uygulama dönemi:
CAN bağımsızlaşırken, sahip olduklarımızı değerlendirmeye başladık.
CAN eğitim sürecine başlarken formasyon eğitimi almak, o günler için zahmetli bir süreçti. Eğitim Fakültesindeki ders saatleri ile sonrasındaki proje ve sınav dönemleri hepimizi oldukça zorladı. En ilginç olan da 20li yaşların başında gençlerden oluşan bir sınıfta, öğretmen olma hedefi ile bulunan bir grubun içinde, neredeyse 40 yaşında bir anne olmaktı. O kış CAN 6. hastalık olduğunda 40 derece ateşle hastane koridorlarında dolaşırken finallere çalışmak ayrı bir olaydı. Ama CANın eğitim süreçlerine aktif katılımım çok önemliydi ve sonrasında da her eğitim mutlaka bir işe yarardı...
CANın eğitim sürecinde çok fazla materyale ihtiyaç oluyordu, hala da oluyor. Her zaman her istediğinizi bulmak ise mümkün olmuyor. Fiziksel materyaller pahalı ve çeşitliliği sınırlı olduğu için çoğu zaman kendimi birşeyler yaparken buluyorum. CANın bir tableti olduktan sonra aynı sorun tek başıma aşamayacağım bir boyuta taşıdı kendini. İhtiyaç duyduğumuz uygulamaları bulamamak bir süre sonra kendi uygulamarımızı tanımlamak ve sonrasında geliştirmekle sonuçlandı. Ve Cino doğdu.
Cino Çiftlikte; okul öncesi tüm çocukların çiftlik hayvanlarının, yavrularının, yuvalarının, besinlerinin gerçek resimleri ve sesleri üzerinden oyunla eğlenerek öğrenmelerini hedefleyen bir mobil uygulama. Hayvanları öğreniyorum serisinin ilk uygulamasını ilk test eden ve onaylayan çocuklardan biri de tabiki CAN. Bu özel eğitim süreçlerini dikkate alan aşamalandırılmış bir ürün!
Tanımladık, geliştirdik, sevdik, şimdi de sizlerin beğenisine sunduk :)
Cino Çiftlikte; Türkçe ve İngilizce olarak okul öncesi dönemin gelişimsel özelliklerini dikkate alan, çocuğun mevcut becerilerini pekiştirmesini ve yenilerini kazanmasını amaçlayan eğitici bir uygulama. Hayvanları Öğreniyorum serisi; hikayeler ile hayvanları betimlerken, hayvan sesleriyle konuşmanın ilk temellerini oluşturup, eşleştirme, genelleme, ilişkilendirme süreçlerine materyal zenginliği ile katkı vermeyi hedefliyor. Hafıza ve yapboz oyunlarıyla, ödül mekanızmasıyla çocuğun motivasyonunu en üst seviyeye taşıyor. Çocuğun performansına göre zorluk seviyesi belli kriterlere göre adapte oluyor ve sıradaki oyunun hep sizin için hazırlanmasına çalışılıyor.
Çocuk Onaylı Cino Çiftlikte uygulamasını siz de deneyin, test edin, yorumlarınızı paylaşın!
We have stepped into a brand new world in the after CAN period that started with CAN's birth and we are still moving on. If we summarize the phases and acquisitions so far:
- Battle for life period:
Prematurity mastered while CAN struggled to survive.
- Monitor growth period:
Nutrition mastered while CAN worked on sucking & swallowing.
- Be healthy period:
Protection from infections mastered while CAN worked on immunity.
- Track development period:
Development steps & stages mastered while CAN grew up.
- Education is a must period:
Learning/teaching processes mastered while CAN progressed.
- Application period:
We started using all we mastered while CAN became more and more independent.
CAN started his education quite early and so did we. Enrolling in formation education was a tiresome task for those days. The course hours in Education Faculty followed by projects and exams were hard on us all. The most interesting part was being a nearly 40 years old mom amongst the youngsters in their 20s working to become teachers. Working for finals in hospital corridors while CAN had 6th disease with 40 degrees fever was something else. But my active contribution to CAN's educational procedures was very important and further than that this education would be worthwhile in any case in some way...
CAN's education process required a lot of working materials, it still does. All you want is not available at the time of need. As physical materials are expensive and limited I find myself producing something at times. As CAN had his tablet this same problem became one that I could not solve by myself. Not being able to find the applications that we needed moved us to a point where we started defining and then developing our own. And Cino was born.
Cino on the Farm; is a mobile app for preschool children to play and learn farm animals, with babies, homes, food through real sounds and pictures. CAN is one of the first kids who have tested and approved the first app of Learning Animals series. This is a progressive game taking into consideration special education procedures!
We have defined, developed, loved, and are now presenting it to you :)
Cino on the Farm is an educational app that takes into consideration the developmental characteristics of the preschool kid aiming to reinforce the already acquired abilities and to add on new ones. With Learning Animals series the child will be able to listen to stories about animals, start forming the basics of language development with animal sounds, and will match, generalize, relate with rich material availability. The child's motivation is to be maximized with memory and puzzle games as well as the prize mechanism. The difficulty level progresses with respect to the performance of the child in an adaptive manner and we work so that the next game is always there for you.
Try, test, rate and share your comments about the Child Approved app Cino on the Farm!
- Yaşam savaşı dönemi:
CAN hayatta kalmaya çalışırken, prematürite öğrenildi.
- Büyüme takibi dönemi:
CAN emme yutma süreçleri üzerinde çalışırken, beslenme öğrenildi.
- Sağlıklı ol dönemi:
CAN bağışıklık sistemi üzerinde çalışırken, enfeksiyonlardan korunma öğrenildi.
- Gelişim izleme dönemi:
CAN büyürken, gelişim basamakları ve envanterleri öğrenildi.
- Eğitim şart dönemi:
CAN ilerlerken, öğrenme/öğretme süreçleri öğrenildi.
- Uygulama dönemi:
CAN bağımsızlaşırken, sahip olduklarımızı değerlendirmeye başladık.
CAN eğitim sürecine başlarken formasyon eğitimi almak, o günler için zahmetli bir süreçti. Eğitim Fakültesindeki ders saatleri ile sonrasındaki proje ve sınav dönemleri hepimizi oldukça zorladı. En ilginç olan da 20li yaşların başında gençlerden oluşan bir sınıfta, öğretmen olma hedefi ile bulunan bir grubun içinde, neredeyse 40 yaşında bir anne olmaktı. O kış CAN 6. hastalık olduğunda 40 derece ateşle hastane koridorlarında dolaşırken finallere çalışmak ayrı bir olaydı. Ama CANın eğitim süreçlerine aktif katılımım çok önemliydi ve sonrasında da her eğitim mutlaka bir işe yarardı...
Cino Çiftlikte; okul öncesi tüm çocukların çiftlik hayvanlarının, yavrularının, yuvalarının, besinlerinin gerçek resimleri ve sesleri üzerinden oyunla eğlenerek öğrenmelerini hedefleyen bir mobil uygulama. Hayvanları öğreniyorum serisinin ilk uygulamasını ilk test eden ve onaylayan çocuklardan biri de tabiki CAN. Bu özel eğitim süreçlerini dikkate alan aşamalandırılmış bir ürün!
Tanımladık, geliştirdik, sevdik, şimdi de sizlerin beğenisine sunduk :)
Cino Çiftlikte; Türkçe ve İngilizce olarak okul öncesi dönemin gelişimsel özelliklerini dikkate alan, çocuğun mevcut becerilerini pekiştirmesini ve yenilerini kazanmasını amaçlayan eğitici bir uygulama. Hayvanları Öğreniyorum serisi; hikayeler ile hayvanları betimlerken, hayvan sesleriyle konuşmanın ilk temellerini oluşturup, eşleştirme, genelleme, ilişkilendirme süreçlerine materyal zenginliği ile katkı vermeyi hedefliyor. Hafıza ve yapboz oyunlarıyla, ödül mekanızmasıyla çocuğun motivasyonunu en üst seviyeye taşıyor. Çocuğun performansına göre zorluk seviyesi belli kriterlere göre adapte oluyor ve sıradaki oyunun hep sizin için hazırlanmasına çalışılıyor.
Çocuk Onaylı Cino Çiftlikte uygulamasını siz de deneyin, test edin, yorumlarınızı paylaşın!
We have stepped into a brand new world in the after CAN period that started with CAN's birth and we are still moving on. If we summarize the phases and acquisitions so far:
- Battle for life period:
Prematurity mastered while CAN struggled to survive.
- Monitor growth period:
Nutrition mastered while CAN worked on sucking & swallowing.
- Be healthy period:
Protection from infections mastered while CAN worked on immunity.
- Track development period:
Development steps & stages mastered while CAN grew up.
- Education is a must period:
Learning/teaching processes mastered while CAN progressed.
- Application period:
We started using all we mastered while CAN became more and more independent.
CAN started his education quite early and so did we. Enrolling in formation education was a tiresome task for those days. The course hours in Education Faculty followed by projects and exams were hard on us all. The most interesting part was being a nearly 40 years old mom amongst the youngsters in their 20s working to become teachers. Working for finals in hospital corridors while CAN had 6th disease with 40 degrees fever was something else. But my active contribution to CAN's educational procedures was very important and further than that this education would be worthwhile in any case in some way...
CAN's education process required a lot of working materials, it still does. All you want is not available at the time of need. As physical materials are expensive and limited I find myself producing something at times. As CAN had his tablet this same problem became one that I could not solve by myself. Not being able to find the applications that we needed moved us to a point where we started defining and then developing our own. And Cino was born.
Cino on the Farm; is a mobile app for preschool children to play and learn farm animals, with babies, homes, food through real sounds and pictures. CAN is one of the first kids who have tested and approved the first app of Learning Animals series. This is a progressive game taking into consideration special education procedures!
We have defined, developed, loved, and are now presenting it to you :)
Cino on the Farm is an educational app that takes into consideration the developmental characteristics of the preschool kid aiming to reinforce the already acquired abilities and to add on new ones. With Learning Animals series the child will be able to listen to stories about animals, start forming the basics of language development with animal sounds, and will match, generalize, relate with rich material availability. The child's motivation is to be maximized with memory and puzzle games as well as the prize mechanism. The difficulty level progresses with respect to the performance of the child in an adaptive manner and we work so that the next game is always there for you.
Try, test, rate and share your comments about the Child Approved app Cino on the Farm!
17 Haziran 2013 Pazartesi
Özel Eğitim / Special Education
Prematüre bebek doğumundan itibaren çok fazla sorun yaşıyabiliyor ve bu durum otomatik olarak bebeği belli risk gruplarına dahil ediyor. Prematürelik aslında kendi içinde;
- sınırda prematüre : 35-37 hafta
- orta derecede prematüre : 29-34 hafta
- ileri derecede prematüre : 24-28 hafta olarak tanımlanabiliyor.
Doğum haftası ve doğum kilosu prematüritenin sınırları ve sorunları konusunda belirleyici oluyor. Hastaneden taburcu olma noktasında yenidoğan servisleri bebeğin durumuna göre farklı branş doktorları tarafından takibini öneriyor. Bebek çeşitli sağlık sorunlarıyla boğuşurken, bir taraftan da büyüme ve gelişim kriterleri gündeme geliyor. Prematüre bebekler erken başlangıçlarından dolayı doğum sonrasında özel bakıma ihtiyaç duydukları gibi, erken çocukluk döneminde de özel eğitim gereksinimi duyma olasılığı yüksek bir grup oluşturuyor.
Özel eğitim özellikle okul öncesi dönemde çocuğun gelişimine kayda değer bir katkı sağlayabilir. Ancak özel eğitim sihirli bir değnek veya tek unsur olarak görülmemeli. Özel eğitim, çocuğun mevcut becerileri üzerinden yenilerini kazanmasını desteklemeyi hedefleyen bir süreç olarak ele alındığında ve iyi niyetli uzmanlarca aile ile ortak bir plan çerçevesinde ilerlendiğinde bir anlam taşıyor.
Çocuğun gelişimi bir bütün olduğu gibi, çocuğun gelişimine destek olan süreçler de bir bütünsellik içinde ele alınmalı. Aileye, okula, özel eğitime, terapiye, spora, oyuna, sevgiye ve çocukluğa ayrı ayrı zaman ayıran bir program gerekiyor. Ancak o zaman çocuk, kişisel özelliklerinin de yardımıyla içsel motivasyonu yüksek ve mutlu bir birey olmak yolunda ilerleyebiliyor.
CANın günlük ve haftalık programı o kadar yoğun ki, randevularını düzenlemek için dahi ciddi bir mesai harcamak gerekebiliyor. Bir de yeni bir faaliyet planlanmaktaysa, ön araştırma ve ilgili organizasyon için bazen günler hatta haftalar gerekiyor.
En verimli sonuçlar için disiplinlerarası birçok konuda farklı bakış açılarının biraraya getirildiği bir yapıya ihtiyaç var. Bu süreçte farklı disiplinlerden oluşan bir ekip kuruluyor ki biz o ekibe "CAN'ın Ekibi" diyoruz :) Bu ekibin her üyesinin bir arada gösterdiği çabanın CAN'a önemli katkısı var. Ve tabi CAN'ın en büyük şansı kendisinin o asla vazgeçmeyen yapısı, o minik bir savaşçı olarak geldiği bu dünyada ilk andan beri inanılmaz bir mücadele veriyor...
The premature baby may face too many problems initiating with birth and this situation enrolls the baby into certain risk groups automatically. Prematurity can be defined as;
Special education may contribute significantly to the development of the child, especially during the preschool period. But special education should not be considered as a magical tool or the only factor. Special education is worthwhile if it is handled as a process that supports the child in gaining new abilities built using the current ones and if it progresses as a common plan built with the family by good-willed experts.
Just as the development of the child is to be handled as a whole, the processes supporting the development should be handled holistically, too. A program that allows time for each one of the factors in the child's life -family, school, special education, therapy, sports, play, love, childhood- is necessary. Just then the child may progress to become a happy internal motivator with the help of her/his personal traits as well.
CAN's weekly schedule is so full that arranging his appointments may take quite a lot of effort at times. And if a new activity is being planned on top, research and organization may takes days or weeks at times.
For the most efficient results an infrastructure combining different perspectives in a multidisciplinary manner is required. During this process a team from different disciplines is formed and we call that "CAN's Team" :) The combined efforts of each member of this team has contributed to CAN significantly. And the luckiest edge is his own never giving up character, he is working so hard in this world that he has joined as a tiny worrier ever since that very beginning...
- sınırda prematüre : 35-37 hafta
- orta derecede prematüre : 29-34 hafta
- ileri derecede prematüre : 24-28 hafta olarak tanımlanabiliyor.
Doğum haftası ve doğum kilosu prematüritenin sınırları ve sorunları konusunda belirleyici oluyor. Hastaneden taburcu olma noktasında yenidoğan servisleri bebeğin durumuna göre farklı branş doktorları tarafından takibini öneriyor. Bebek çeşitli sağlık sorunlarıyla boğuşurken, bir taraftan da büyüme ve gelişim kriterleri gündeme geliyor. Prematüre bebekler erken başlangıçlarından dolayı doğum sonrasında özel bakıma ihtiyaç duydukları gibi, erken çocukluk döneminde de özel eğitim gereksinimi duyma olasılığı yüksek bir grup oluşturuyor.
Özel eğitim özellikle okul öncesi dönemde çocuğun gelişimine kayda değer bir katkı sağlayabilir. Ancak özel eğitim sihirli bir değnek veya tek unsur olarak görülmemeli. Özel eğitim, çocuğun mevcut becerileri üzerinden yenilerini kazanmasını desteklemeyi hedefleyen bir süreç olarak ele alındığında ve iyi niyetli uzmanlarca aile ile ortak bir plan çerçevesinde ilerlendiğinde bir anlam taşıyor.
Çocuğun gelişimi bir bütün olduğu gibi, çocuğun gelişimine destek olan süreçler de bir bütünsellik içinde ele alınmalı. Aileye, okula, özel eğitime, terapiye, spora, oyuna, sevgiye ve çocukluğa ayrı ayrı zaman ayıran bir program gerekiyor. Ancak o zaman çocuk, kişisel özelliklerinin de yardımıyla içsel motivasyonu yüksek ve mutlu bir birey olmak yolunda ilerleyebiliyor.
CANın günlük ve haftalık programı o kadar yoğun ki, randevularını düzenlemek için dahi ciddi bir mesai harcamak gerekebiliyor. Bir de yeni bir faaliyet planlanmaktaysa, ön araştırma ve ilgili organizasyon için bazen günler hatta haftalar gerekiyor.
En verimli sonuçlar için disiplinlerarası birçok konuda farklı bakış açılarının biraraya getirildiği bir yapıya ihtiyaç var. Bu süreçte farklı disiplinlerden oluşan bir ekip kuruluyor ki biz o ekibe "CAN'ın Ekibi" diyoruz :) Bu ekibin her üyesinin bir arada gösterdiği çabanın CAN'a önemli katkısı var. Ve tabi CAN'ın en büyük şansı kendisinin o asla vazgeçmeyen yapısı, o minik bir savaşçı olarak geldiği bu dünyada ilk andan beri inanılmaz bir mücadele veriyor...
The premature baby may face too many problems initiating with birth and this situation enrolls the baby into certain risk groups automatically. Prematurity can be defined as;
- moderately premature : 35-37 weeks
- very premature : 29-34 weeks
- extremely premature : 24-28 weeks.
Special education may contribute significantly to the development of the child, especially during the preschool period. But special education should not be considered as a magical tool or the only factor. Special education is worthwhile if it is handled as a process that supports the child in gaining new abilities built using the current ones and if it progresses as a common plan built with the family by good-willed experts.
Just as the development of the child is to be handled as a whole, the processes supporting the development should be handled holistically, too. A program that allows time for each one of the factors in the child's life -family, school, special education, therapy, sports, play, love, childhood- is necessary. Just then the child may progress to become a happy internal motivator with the help of her/his personal traits as well.
CAN's weekly schedule is so full that arranging his appointments may take quite a lot of effort at times. And if a new activity is being planned on top, research and organization may takes days or weeks at times.
For the most efficient results an infrastructure combining different perspectives in a multidisciplinary manner is required. During this process a team from different disciplines is formed and we call that "CAN's Team" :) The combined efforts of each member of this team has contributed to CAN significantly. And the luckiest edge is his own never giving up character, he is working so hard in this world that he has joined as a tiny worrier ever since that very beginning...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)